Ankara, Türkiye
Son yıllarda bazı politika adımları atılmıştır:
Türkiye, Stockholm Sözleşmesi’ne taraf olarak PFOS gibi bazı PFAS bileşikleri için sınırlamalar getirmiştir. Ancak PFOA ve diğer binlerce PFAS türevi için henüz kapsamlı bir yasal altyapı oluşturulamamıştır (ECHA, 2023). AB POPs Tüzüğü’ne uyum sürecine katkı sağlamak amacıyla Avrupa Birliği Başkanlığı ile birlikte “POPs’la Kirlenmiş Alanların Tespiti ve İyileştirilmesi” projesi yürütülmekte; bu proje kapsamında pilot uygulamalar, eğitimler ve rehber dokümanlar geliştirilmektedir (AB Başkanlığı, 2022).
Akademik çalışmalar sınırlı olmakla birlikte artış göstermektedir. İstanbul, İzmir ve Kocaeli gibi sanayi bölgelerinde yapılan bazı araştırmalarda atıksu arıtma tesisi çıkışlarında ve yüzey sularında PFOS ve PFOA tespit edilmiştir (Yılmaz, Karataş & Şimşek, 2021). Ancak Türkiye genelini kapsayan sistematik bir izleme ağı hâlâ oluşturulamamıştır.
PFAS’lar yalnızca sanayi kaynaklı değil, aynı zamanda ithal tekstil, mutfak gereçleri, kozmetik ve yangın söndürme ürünleri gibi yaygın tüketim mallarından da çevreye geçmektedir. Bu ürünlerin kullanım ömrü sonrasında uygun bertaraf sistemlerinin olmaması, PFAS’ların toprak, su ve havaya geçmesine neden olmaktadır. Türkiye’de atık yönetimi mevzuatında PFAS içeren atıkların özel olarak tanımlanması, ayrı toplanması veya bertarafına yönelik hüküm bulunmamaktadır (UNEP, 2022).
Diğer yandan içme suyu standartlarında PFAS’a özel sınır değerler tanımlanmamış; sektörel bazda kimyasal envanterler oluşturulmamış; kurumlar arası iş birliği sınırlı kalmıştır. Ancak olumlu yönde gelişmeler de mevcuttur:
Genel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye’de PFAS yönetimi henüz gelişmekte olan bir alandır. Kimyasal yapıların karmaşıklığı, çevresel izleme eksikliği ve mevzuat boşlukları nedeniyle PFAS’lar görünmeyen ancak etkili bir çevresel tehdit oluşturmaktadır. Etkin bir yönetim için:
© All Copyright 2025 by PFAS Türkiye